Kategoriler
Öneriler

Ölüler Ölmez Eleştiri

The Dead Don’t Die

Merhabalar. Bu yazımızda size yer yer komik, yer yer korku unsurlarını bir araya getirmiş olan film The Dead Don’t Die (Ölüler Ölmez) adlı filmi tanıtacağız. Ölülerden korkmamanız ve yazıdan zevk almanız dileğiyle, iyi okumalar…

Ölülere Karşı Yıldızlar

Yönetmenliğini ve yazarlığını Jim Jarmusch tarafından yapılan 2019 yapımı filmin konusu şöyle; Son derece kendi halinde, hatta sıkıcı bir kasaba olan Centervill’da, sıradan hayat devam etmektedir. Bir gün “kayıp bir tavuk” nedeni ile kasabanın polis gücü olan Cliff Robertson ve Ronnie Peterson göreve çağırılırlar. Araştırma sırasında ormanda beklemedikleri biri ile karşılaşırlar. Bu beklenmedik ziyaretin sonrasında, haberlerde dünyanın ekseninin kaymasıyla ilgili haberlere rastlamarıyla doğa üstü olaylar başlar…

Tabii söz konusu olan doğa üstü olaylar derken aslında zombilerden bahsediyoruz. Mezarlarında yerinde duramayan ölüler, evlerimizde, dükkanlarımızda bizleri ziyarete geliyorlar. Aç geldiklerini ise söylemeye gerek yok.

Hiç kuşkusuz, filmde en çok Bill Muray’i gördüğüme sevindim. Anlaşılan kendisi Ghostbusters’dan emekli olduktan sonra, sessiz sakin bir kasabaya şerif olmuşJ Tabii sadece o değil, yaşını başını almış ve gördüğünüzde sizi gülümsetecek bir çok yaşlı aktör de filmde, aktif olarak rol almaktalar. Aslında genç yaşlı, filmde bir çok ünlü görev almış. İsim vermek gerekirse; Bill Muray, Adam Driver, Tilda Swinton, Steve Buscemi ve Danny Glover… Bir çoğunun da sadece bir iki sahnesi değil, güzelce oynamışlar. Bence yıllar, rol kabiliyetlerinden hiçbir şey çalmamışlar. Tabi hepsinde gözle görülür bir yaşlılık durumu söz konusu ama bir eskime var mı diye soranlara cevabım hayır olacaktır. Peki yıldızlarımız zombilerle olan savaşlarında ne kadar başarılılar? Onun cevabı da filmimizde saklı.

Korku Ve Komediyi Karıştırmak Ya Da Karıştırmamak

Aslında yapılmaya çalışan şey, yani korku ve komedinin aynı filmde yer alması kolay değildir, filmin başarısını kolaylıkla negatif yönde etkileyebilir. Bence bizim filmimizde de tam olarak böyle bir durum olmuş; ilk olarak karakterlerin çoğunun zombilere verdikleri tepkiler çok gerçekçi ve hoş sayılmaz. Bazı karakterler aslında sıradan, hergün zombi görmüşler gibi ruhsuz tepkiler verirlerken, bazıları bunu bile yapamıyor. Geri kalanlar ise çabucak bu fikre alışıyor ve silahlanıp savunma yapmaya başlıyorlar. Açık konuşmak gerekirse uzun bir süre aksiyon bekledikten sonra, kesinlikle aksiyonun şiddeti ve dozajı beni doyurmadı. Evet içinde komedi unsurları da dahil edilmek istenmiş ama komedi olsun diye bu kadar az hareketli sahne mi olması gerekiyordu? Ya da zombilerle dövüşlerin bu derece aşağı bir seviyede tutulması zorunluluk muydu? Elimizde bir çok aksiyon filminde oynamış karakter var, her türlü derinliği de kaldırabilirler peki neden böyle yaptınız? Bence bu oyuncu kadrosyla çok daha iyi bir filme imza atılabilirdi gibi geliyor.

Maalesef, açık konuşmak gerekirse, film hem komedi hem de korku açısından başarısız bulduğum bir yapım olmuş. Öncelikle bırakın şöyle bol bol gülmeyi, kahkaha atmayı, gülümsediğim sahneler bir ya da ikiyi geçmez. Tabi herkesin espri anlayışı farklı olabilir ama ne soğuk İngiliz mizahı var ne de samimi Amerikan geyikleri. Sadece zombilerle ilgili birkaç efsaneye laf atmışlar, benim yakalayabildiğim kısım bu oldu. Belki “Nereden biliyorsun?” diyeceksiniz ama oyuncuların da filmi çekerken pek eğlenmediklerini düşünmekteyim. En azından filmde ölmemiş olanlar da ölüler gibi. Yani yakından bakmazsanız kim yaşıyor kim ölü, neredeyse karıştırıyor insan.

Korku kısmı da ayrı başarısız. Asla seyirciyi geren, beklenmedik ya da ters köşe yapacak bir kısma ben denk gelmedim. Çok fazla korku filmi izlediğim için beni korkutmak çok da kolay değildir ancak izleyin, sizde asla korkmayacaksınız. Zombilerin gelişi belli, karakterlerin silahları yapacakları belli. Dolayısyla önceden rahatça tahmin ettiğiniz aksiyonu, gerçekleştiriyorlar. Haliyle siz de hiç etkilenmiyorsunuz.

Zombiler Nasıl?

Sağlıklarına diyecek bir şey yok. Mis gibi daha yeni mezarından kalkmış, ölü. Makyaj konusunda başarılı bir çalışma olduğunu söyleyebilsem de başarılı olarak söyleyebileceğim her şey, bu konuda da bitmiş oluyor. Birkaç kelime söyleyebilmeleri kulağa hoş gelse de onun dışında farklı bir özelliği olmayan, yavaş, bildiğimiz et yiyen ölülerden oluşuyorlar.

Ancak farklı ve yine hoş olmayan tek bir özellikleri var: Siyah ve puf böreği gibi olmaları.

Dıştan çürümüş etleri ve vücutlarındaki farklı yerlerinde deforme olmuş vücutları var, içlerinde ise onlara vurulduğu zaman ortaya çıkan, siyah renkte ve puf puf bir şey var. Ne olduğunu pek anlamadım, neden içlerinde doğru düzgün kan yok, vurduğumuzda neden bu siyah tozdan çıkıyor, anlayabilmiş değilim. Filmin içindeki karakterler için de tamam siz de zombi nedir ne değildir  biliyorsunuz ama bari böyle puf puf olmalarına şaşırsaydınız en azından bir etkilenseydiniz. Bu nokta haricinde yine kafadan vurmadığımız sürece ölmemekte (en azından bir daha ölmemekte) ısrarcı, sıkıcı zombilerimiz var. (filmde bolca “kill a head” cümlesini duymaktayız. Filmin başıyla bu cümlenin bağlantısı olduğuna dikkat edin)

Zombi öldürülürken kullanılan efektlerden de ayrı bir kalitesizlik akıyor. Toz çıkması durumuna da ayrı gıcık olduğumu sanırım iletebilirim. Böylesini hiç görmemiş, duymamıştım, belki değişik bir bakış açısı getirmeye çalışmışlardır dedim ama yok, olmadı.

Ses ve Müziklerden Yırtar Mıyız?

Hayır yırtamayız. Yani seslendirmeler standart, müzkler de orta seviye. Bazı yerlerde müzik ve çeşitli efektlerle seyirciyi germek mümkün olmuş olsa da, genel olarak bu konuda da filmi pek başarılı bulmadığımı ifade edebilirim. Dialoklar gerçekçi ve inandırı olmalarına rağmen gayet soğuk ve donuk olarak duyuluyor.

Zombiler Son Kez Isırırken  

Büyük umutlarla açtığım, açarken gözüme ilişen Imdb puanının 5.5 olmasını bile önemsemediğim film, The Dead Don’t Die, maalesef net bir hayal kırıklığıydı. Hatta şöyle ifade edeyim ki seyrettiğim onlarca filminin içinden, ikinci kez uyuyakaldığım film bu oldu. Çok sevdiğim aktörler olan Bill Murray ya da Danny Glover bile filmin berbat olmasını kurtaramadılar. Konu zaten orijinal sayılmaz, yani küçük bir kasabanın zombilere karşı verdiği savaş, ama en azından bu kadar “eski toprak” ile daha derin, seyirciyi vuracak, en azından uyutmayacak bir film mümkün olabilir diye düşünüyorum. Çok spoiler gibi olmasın ama bir de filmin bir noktasında “4. Duvarı kırma” durumu var ki, ben maalesef bu kısmı da yapay, hatta itici buldum.

Filmin başarısızlığı zaten hiç duyulmamasından , medyanın kafamıza “dan, dan” diye vurmamasından belli. Çeşitli adaylıkları olsa da dediğim gibi zombi filmi izliyorsan çok daha kaliteli alternatiflere bakmanızı tavsiye ederim. Demek ki neymiş? İçinde ünlü olan, hatta içinde bir çok ünlü barınıdıran filmlerin hepsi birer şaheser, birer sanat eseri değilmiş.

Saatlerinizi bu filmle harcayacağınıza daha ciddi ve güzel yapımlar olan “The Flu” ve “Train To Busan” tavsiyemdir. Tavsiye ettiğim bu filmler kesinlikle komedi türünde olan zombi filmleri değil, gayet ciddi hatta seyircisini üzebilecek ciddiyette filmler. Ama en azından kaliteli, uğraşılmış ve güzel düşünülmüş filmler izlemiş olursunuz.

Yeni bir yazıda buluşuncaya dek, zombi kıyametiyle hiç karşılaşmamanız dileğiyle…

Bir Yorum Yazın